Beklenti ile Hayal Kırıklığı Arasındaki İlişki
Hayal kırıklığı çoğu zaman olaydan değil, olayla beklenti arasındaki farktan doğar. Beklentinin nasıl kurulduğunu ve nasıl görünür kılınacağını anlatan bir rehber.
Oğuzhan Ertem 4 dk okuma
Hayal kırıklığı, çoğu zaman olayın kendisinden değil, olayla beklenti arasındaki farktan doğar. Aynı akşam yemeği, aynı tatil, aynı iş görüşmesi bir kişiyi memnun ederken diğerini üzebilir; çünkü ikisi oraya farklı beklentilerle gitmiştir. Bu nedenle hayal kırıklığını anlamak için önce beklentinin nasıl kurulduğuna bakmak gerekir. Beklenti sessizce oluşur, çoğu zaman dile getirilmez ve fark edilmeden ölçüt hâline gelir.
Beklenti nasıl oluşur?
Beklentilerimizin bir kısmı geçmiş deneyimden gelir: daha önce benzer durumda yaşadığımız şey, bir sonrakinin ölçüsü olur. Bir kısmı çevreden gelir; başkalarının anlattıkları, gördüğümüz görüntüler ve karşılaştırmalar zihinde bir standart kurar. Bir kısmı ise arzudan doğar; olmasını çok istediğimiz şey, zamanla olması gerekene dönüşür. Bu üç kaynak birbirine karıştığı için beklentinin ne kadarının gerçekçi bir tahmin, ne kadarının dilek olduğunu ayırmak güçleşir.
Beklentinin bir başka özelliği, çoğunlukla ayrıntılı olmasıdır. Zihin bir olayı önceden kurarken sadece sonucu değil, atmosferi, tepkileri ve sıralamayı da kurgular. Gerçek yaşandığında bu ayrıntıların birçoğu tutmaz. Sonuç aslında iyi olsa bile, kurgudan sapan ayrıntılar bir eksiklik hissi bırakır. Hayal kırıklığının bir bölümü tam olarak buradan, sonucun değil senaryonun tutmamasından gelir.
Yüksek beklenti her zaman kötü müdür?
Beklentiyi tamamen düşürmek, hayal kırıklığına karşı akla gelen ilk çözümdür; ancak bedelsiz değildir. Beklenti aynı zamanda motivasyon kaynağıdır. Bir işin iyi sonuçlanacağına dair inanç, çaba göstermeyi ve devam etmeyi kolaylaştırır. Hiçbir şey beklememeyi alışkanlık hâline getiren kişi, kırılmaktan korunur ama isteklendirme gücünü de kaybeder. Ayrıca sürekli düşük beklenti, sonuçlar iyi olduğunda bile sevinci köreltebilir.
Daha işlevsel olan yaklaşım, beklentiyi düşürmek yerine ayrıştırmaktır. Bir olaydan beklediğiniz şeylerin hangisi sizin kontrolünüzde, hangisi başkalarının kararına ya da tesadüfe bağlı? Kendi çabanıza dair beklentiyi yüksek tutmak, sonuca dair beklentiyi ise olasılıklı düşünmek makul bir dengedir. Böylece hem çaba korunur hem de sonuç farklı çıktığında yaşanan sarsıntı küçülür.
Sessiz beklentiler ve ilişkiler
İnsan ilişkilerinde hayal kırıklığının en yaygın sebebi, dile getirilmemiş beklentilerdir. Karşı taraftan bir davranış beklenir, bu beklenti hiç söylenmez ve gerçekleşmediğinde kırgınlık doğar. Beklentiyi söylememenin arkasında çoğu zaman bir varsayım vardır: "Söylemem gerekmemeli, kendiliğinden bilmeli." Oysa insanlar birbirinin zihnini okuyamaz ve aynı durumdan farklı anlamlar çıkarır. Beklentiyi açıkça ifade etmek, karşı tarafı zorlamak değil, adil bir zemin kurmaktır.
Bu noktada bir ayrım işe yarar: istek ile şart farklıdır. İstek dile getirilir, karşılanabilir ya da karşılanmayabilir. Şart ise ilişkinin sürmesi için gerekli olan sınırdır. İkisini birbirine karıştırmak, küçük karşılanmamış isteklerin büyük kırılmalara dönüşmesine yol açar. Neyin gerçekten önemli olduğunu kendi içinde ayırmak, hem beklentiyi hem de tepkiyi orantılı tutar.
Hayal kırıklığının işlevi
Hayal kırıklığı rahatsız edici bir duygudur, ama bilgi taşır. Bir şeye üzülmemiz, ona değer verdiğimizi gösterir. Bu yüzden duyguyu bastırmak yerine kaynağını sormak daha verimlidir: Beklentim neydi? Nereden geldi? Gerçekçi miydi? Karşılanmamasında kimin payı vardı? Bu sorular, aynı kırılmanın tekrarlanmasını önleyecek düzeltmeleri gösterir. Kimi zaman düzeltilmesi gereken şey koşullar, kimi zaman ise beklentinin kendisidir.
- Beklentiyi olay öncesinde bir cümleyle kendinize yazmak, sonradan neyi bekliyor olduğunuzu net görmenizi sağlar.
- "Kesinlikle şöyle olacak" yerine "muhtemelen şu aralıkta olur" biçiminde düşünmek, sarsıntıyı azaltır.
- Karşı taraftan beklediğiniz somut davranışı açıkça söylemek, kırgınlığın büyük kısmını baştan önler.
- Sonucu değerlendirirken sadece eksik kalanı değil, gerçekleşen kısmı da saymak dengeyi kurar.
Zamanla değişen ölçüt
Beklentiler sabit değildir; koşullar iyileştikçe yükselirler. Bir zamanlar sevindiren bir durum, alışıldıktan sonra sıradanlaşır ve yeni ölçüt hâline gelir. Bu uyum yeteneği insanın zorluklara dayanmasını sağlar, ama aynı zamanda memnuniyetin sürekli ileriye kaçmasına yol açar. Bunun farkında olmak, "hâlâ yeterli değil" hissini kişisel bir eksiklik olarak değil, zihnin doğal işleyişi olarak görmeyi kolaylaştırır.
Hayal kırıklığını tamamen ortadan kaldırmak mümkün değildir ve gerekli de değildir. Yapılabilecek olan, beklentiyi görünür kılmaktır. Ne beklediğini bilen kişi, sonucu daha adil değerlendirir; beklentisini paylaşan kişi, ilişkilerinde daha az kırılır; kontrolündeki ile kontrolü dışındakini ayıran kişi ise çabasını boşa harcamadan sürdürebilir. Beklenti bir düşman değil, farkında olunduğunda yön veren bir pusuladır.