İçeriğe geç
Kardelen Bu Sabah

Sabahın ilk merakı: yaşam, burçlar, şaşırtan ayrıntılar

Psikoloji

Sabah İnsanı, Akşam İnsanı: İçimizdeki Saat

Erken kalkmak erdem, geç yatmak kusur değil. Kendi biyolojik ritmini tanıyıp günü ona göre kurmak, çoğu verimlilik tavsiyesinden daha kalıcı bir rahatlama sağlıyor.

Berrin Akçay 4 dk okuma

Bazı insanlar sabahın ilk saatlerinde zihinlerinin en berrak halini yaşar. Kahve daha demlenmeden zor bir metni okuyabilir, karmaşık bir tabloyu çözebilir, günün en çetin işini gün doğmadan bitirebilirler. Bazılarıysa öğleden sonraya kadar ısınamaz; asıl verimleri akşam saatlerinde, herkes yavaşlarken başlar. Uzun süre bu fark bir karakter meselesi sanıldı. Erken kalkan çalışkan, geç yatan tembel diye kabaca ikiye ayrıldı insanlar. Oysa mesele iradeden çok ritimle ilgili.

İçimizdeki saat neye göre kuruluyor

Bedenin kendi zamanlaması var ve bu zamanlama herkeste aynı noktadan başlamıyor. Uyku isteğinin ne zaman geleceği, vücut sıcaklığının gün içinde nasıl dalgalanacağı, dikkatin hangi saatlerde tepe yapacağı kişiden kişiye kayabiliyor. Bu kayma birkaç dakikayla sınırlı değil; bazı insanlarda saatlerle ölçülüyor. Yani sabah yedide bir kişinin zihni tam kapasiteyle çalışırken, bir başkasının bedeni hâlâ gecenin devamını yaşıyor olabilir.

Bu eğilim yaşla birlikte de değişiyor. Çocuklar genellikle erkenci olur, ergenlikte ibre belirgin biçimde geç saatlere kayar, yetişkinlikte yavaş yavaş yeniden öne gelir. Ergen bir gencin sabah dersinde uyuklaması çoğu zaman ilgisizlikten değil, biyolojik olarak henüz uyanmamış olmasından kaynaklanır. Aynı gencin akşam on birde ödevine sarılması da inatçılık değildir.

Toplum saatiyle beden saati çatışınca

Sorun ritmin kendisinde değil, ritimle takvimin uyuşmamasında. Okullar, iş yerleri, toplantılar büyük ölçüde erkenci bir düzene göre kurulmuş durumda. Bu düzen sabah insanına doğal gelir; akşam insanı ise her sabah kendi biyolojisine karşı yüzmek zorunda kalır. Hafta boyunca biriken uyku borcunu hafta sonu telafi etmeye çalışır, pazar gecesi yine geç uyur ve pazartesi sabahı en baştan başlar. Bu döngü yorgunluğun ötesinde bir şeye yol açar: kişi kendini sürekli yetersiz hisseder. Oysa yaptığı tek şey, kendisine ait olmayan bir saate uymaya çalışmaktır.

Tersi de geçerli. Erken yatan biri, akşam toplantılarında ya da gece süren sosyal ortamlarda kendini donuk ve isteksiz bulur. Onun da bir mazereti yoktur elinde; sadece o saatte enerjisi bitmiştir.

Eğilimi değiştirmek yerine ona yer açmak

Ritmi tümüyle tersine çevirmeye çalışmak çoğunlukla yorucu ve kalıcı olmayan bir çabadır. Daha gerçekçi olan, eğilimi tanımak ve günü ona göre kurmaktır. Bunun ilk adımı, verimin ne zaman tepe yaptığını birkaç hafta boyunca gözlemlemektir. Hangi saatte yazmak kolaylaşıyor, hangi saatte okuduğunuzu anlamakta zorlanıyorsunuz, hangi saatte tartışmalar gereksiz yere sertleşiyor? Bu notlar birkaç hafta sonra oldukça net bir harita verir.

Harita çıkınca iş bölümü de kolaylaşır. Zihinsel olarak en zorlayıcı işleri tepe saatlere, mekanik ve rutin işleri düşük saatlere yerleştirmek küçük ama etkili bir düzenlemedir. Kimse gününün tamamını seçemez; ama çoğu insan gününün bir bölümünü kaydırabilir. Bir raporu sabah yerine akşama almak ya da yaratıcı çalışmayı öğleden önceye çekmek, çalışılan toplam süreyi değiştirmeden çıktıyı belirgin biçimde iyileştirebilir.

Küçük ayarlar büyük fark yaratır

Eğilim sabit olsa da tümüyle esnemez değil. Işık bu konuda en güçlü ayar düğmesi. Sabah dışarıda geçirilen kısa bir süre, geç yatan birinin saatini yavaşça öne çekebilir. Akşam saatlerinde parlak ekranlardan uzaklaşmak da aynı yönde çalışır. Bu değişimler günler içinde değil haftalar içinde görülür; sabırsız denemeler genellikle sonuçsuz kalır.

Kahvenin zamanlaması da göründüğünden önemli. Uyanır uyanmaz içilen kahve, bedenin kendi uyanma sinyalini bastırabilir; öğleden sonra geç saatte içilen kahve ise akşam insanının zaten geç gelen uykusunu daha da geriye iter. Küçük bir saat kaydırması, hiçbir alışkanlıktan vazgeçmeden gecenin niteliğini değiştirebilir. Aynı şey akşam yemeğinin saati için de geçerli; geç ve ağır bir öğün, uykuya geçişi zorlaştırır.

Bir başka nokta da uyku saatinin tutarlılığı. Yatma saatini her gün bir buçuk saat oynatan biri, hangi gruba ait olursa olsun kendini yorgun hisseder. Ritmin türünden çok düzenliliği belirleyicidir.

Farklı ritimlerle bir arada yaşamak

Aynı evde ya da aynı ofiste farklı ritimler bir arada bulunuyorsa, en çok işe yarayan şey açık konuşmaktır. Sabahçı biri, akşamcı eşinin sabah sessizliğini kişisel bir soğukluk olarak okumayı bıraktığında gereksiz bir gerilim ortadan kalkar. Ekiplerde de ortak bir çekirdek saat belirleyip geri kalanını esnek bırakmak, herkesi aynı kalıba sokmaya çalışmaktan daha verimli sonuç verir.

Sonuçta erken kalkmak bir erdem, geç yatmak bir kusur değil. İkisi de bedenin farklı ayarlanmış saatlerinin sonucu. Kendi saatini tanımak, ona uygun bir gün kurmak ve başkalarının saatine saygı göstermek, çoğu verimlilik tavsiyesinden daha kalıcı bir rahatlama sağlıyor.